Şair Eşref Ve Hayatı


Şair Eşref (1847-1912)
Tanzimat dönemi hiciv şairlerimizin en ünlülerindendir. Manisa’ya bağlı Gelenbe’nin Yayaköyü’nde doğdu. Manisa’nın Hatuniye Medredesi’nde Arapça ve Farsça öğrendi. Kâtip sınıfına girdi; malmüdürlüklerinde memur olarak çalıştı. İstanbul’a gelerek kaymakamlık sınavını kazandı (1878). Çeşitli yerlerde kaymakamlık yaptı. Kendisinden daha değersiz kimselerin el üstünde tutulmasına içerliyerek yazdığı hicivler, hükümeti kızdırıyordu.

Gördes kaymakamı iken İstanbul’da bir jurnal üzerine evi arandı. İki arkadaşıyla birlikte İstanbul’a götürüldü; yedi ay tutuklu kaldı. Zamanın ileri gelenleri için yazdığı hicivleri «evrak-ı muzirre» yi evinde bulundurduğu için yargılanmıştı. Cezasını bitirdikten sonra, yine dilini tutmuyordu. Başına yeni bir belâ gelmek üzere iken, Mısır’a kaçtı (1903). Mısır’dan Kıbrıs’a, oradan Avrupa’ya geçti. Padişahın zulmü yüzünden gurbet diyarlarında dolaştı, durdu. Ömrünün son yıllarında memleketine çekildi; Kırkağaç’ta öldü (22 Mayıs 1912).
Hiciv şiirlerimizin en güzel örneklerini veren Eşreftir. Çok iğneli, gayet ince hicivlerinin karşısında kaba ve çirkin manzum söğüntüleri de bulunmak­tadır. Hicivleri için; kıta, muhammes, gazel, kaside gibi divan nazım şekillerini; aruzla divan dilini kullanır. Hicivlerini, çoğunlukla, yüz kızarmadan okumak zordur. Dili oldukça aksak ve bozuk olmasına rağmen, istibdada, yolsuzluk ve haksızlıklara karşı savaşırken, keskin zekâsının izleri açıkça görülür.

Eksen hicvimde ta’yîn-i esâmi eylemem,
Fikr-i mahsûsıımca bu halin şudur ki mucibi:
İsterim her bir denîye kaabil-i tatbik olup
Kullanılsın her biri bir numrasız gözlük gibi.

Eşref; Mısır’a kaçtıktan sonra, hemen bütün eserlerini, orada yayınladı. Padişah II. Abdülhamit aleyhindeki hicivlerinin toplandığı ünlü kitabı Deccal (2 cilt, 1904-1907); bu kitabı yüzünden, hükümet, şairin memleketindeki mal­larına el koydu. Mısır’da çıkan diğer eserleri: İstimdat (1905), Hasbihal yahut Eşref ve Kemal (1908), Şah ve Padişah (1908), İran’da Yangın Var (1908), Eşref; îkinci Meşrutiyet ilân edilince istanbul’a döndü (1908); «Eşref» adiyle bir de haftalık mizah gazetesi çıkardı.
Eserleri
Deccal (2 cilt, 1904-1907
İstimdad (1905)
Şah ve Padişah (1906)
Hasbihal yahut Eşref ve Kemal (1908)
İran’da Yangın Var (1908)
Şair Eşref Külliyatı (Ölümünden sonra, 1928)

Şair Eşref ile ilgili bazı anekdotlar

“Her biri kendince zulüm etmekte:
İnsan bir memur görünce eşkiya sanıyor. . .
Ey zavallı, boş yere yakınma, bağırıp çağırma;
Çünkü ezilenlerin ahını işiten hükümet bunu musiki sanıyor! “

Abdülhamit’i ve onun Mabeynicisi Arap İzzet Paşayı şu kıta ile ne güzel hicveder:

Besmele gûseyleyen seytan gibi
Korkuyorsun höt dese bir ecnebi
Padisahim öyle alçaksin kî
Izzetin nefsin Arap Izzet gibi.

Öldüğü zaman da mezar taşına şunların yazılmasını istedi:

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için;
Gelmesin, reddeylerim, bittâh öz kardeşimi.
Gözlerim ebna-yı âdemden o rütbe yıldı kim,
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı.

Onun bugün Kırkağaç’ta istasyon yoluna giden kabri var; ama ne yazık ki gerçekten mezar taşı çalınmıştır.

Dağdan inenler

Akhisar etrafından Ragıp Paşa, Eşref’i misafirliğe çağırır. Eşref yakın dostlarından Zeytinzade Remzi Beyle birlikte gider. Bu arada Şerif Paşa da Tokadızade Sekip’le birlikte gelip aynı eve konuk olurlar.
Şerif Paşa, Akhisar ‘da daha önceden gözüne kestirdiği bir bağı satın almak ister. ” Haydi hep birlikte gidip şu bağı görelim ”
Eşref’le Remzi Bey: ” Biz yaşlı kişileriz. Bu sıcakta onca yolu yürüyemeyiz ” diye özür dileyerek evde kalırlar. Ev sahibiyle öteki konuklar Paşanın peşine takılırlar. Bir süre sonra, Şerif Paşa ile çevresindekiler dönerlerken, Eşref kalabalığa bir süre bakar ve şunları söyler:
Barekallah tabankes olarak
Mirimiran yine bağdan geliyor.
Seyredenler sanır ol manzarayı
Sürüsüyle ayı dağdan iniyor.

Eşeklere selam

Bir gün hiç sevmediği amiriyle karşılaşan Eşref bu kişiye istemeye istemeye selam verir. Oradan doğru Askeri Kıraathane’ye gider ve dostlarına şunu okur:
Gavur İzmir’de sokaklar dardır
Bir selam tavrı ile can koruruz
Şöyle dursun atlarla araba
Yolda eşeklere biz has dururuz.

Eşek ve Paşa

Kamil Paşa, Kıbrıs’a geziye gidiyordu. Eşref’e ” Bir isteğin varsa getireyim ” dedi. Eşref buna çok sevindi: ” Paşam görüyorsunuz artık yaşlandım, yürüyünce yoruluyorum yokuş da çıkamıyorum. Bana bir Kıbrıs eşeği getirirseniz ömür boyu size duacıyım ” der.
Kamil Paşayı dönüşünde, Eşref de karşılamaya gitmiştir. Paşa, Eşref’i görünce: ” aaa, Eşref, affedersin istediğini getirmeyi unutmuşum, seni görünce eşek aklıma geldi ” demiş. Eşref’de:
” Aman Paşam, üzülmeyin, o eşek gelmese de olur, siz geldiniz ya, sağ olun. “

Eşref’ten Neyzen’e

Kimseler Hafız’a (Neyzen) alnı yere gelmiş diyemez,
Doğduğundan beri kıç dönmedi Şeytana bile!
Çok camide, mescit de dolaştı amma,
Koymadı alnını hiç secde-i Rahmana bile!
Hacıyatmaz gibidir sanki köpek oğlu köpek
Ayaküstünde kalır düşse de mîzâna bile!
Yağlasın kız neyini hazret-î pir
Barekallah koca Hâfız aliyor,
Kamışı şimdi g. . . . . . . . tünden çalıyor.

İstimlak

O dönemde hükümete taşınır mallara el koyma yetkisi verilir. Bu tür işlemlerde aşırıya gidilmesini ve haksızlıklar yapılmasını Eşref aşağıdaki dörtlükle eleştirir:
İstimlak denilen kanun
Öyle gitmekte ki artık dikine
Biri memishanede görülse, derhal
Vaziyed eyleyecekler s. . . . . ine.

Cehennem

Vefa yangını üzerine:
“Son felaket hakkında ne dersin?” diye sordukları zaman; bir çok yobazla dolu Şeyhülislâm Kapısı dairesinin bu yangın civarında bulunması dolayısıyla şu cevabı verir:
” Bu yangın, günahkarlara karşı Allah’ın gazabından başka bir şey değildir. Kızıl alevleri Şeyhülislâmlık dairesi etrafında görünce, cehennem sandım “

Mısır Osmanlı’ nın elinden büsbütün çıktıgı zaman:

Vakfi firsat gözetir sahi cihan
Tutar elbette elinden kaçanı
Gene sahip olur inşallah
Mısır’ın kaldı elinde koçanı.

Kâmil eşek

Şair Eşref, bir gün eşeğe binmişti, yolda giderken arkadan İzmir Valisi Kâmil Paşa’nın arabası ile gelmekte olduğunu görmüş ve yol vermek için sağ kenara çekilmişti. Yolun bu kenarında büyük bir çukur vardi. Kamil Pasa espri olsun diye:
” Eşref, çok kenara çekilme, çukura düşersin ” dedi. Eşref:
” Merak etme Paşam, eşek kâmildir “cevabini verdi.

KABIZ

Kâmil Paşa bir ara tuvalete girince bir de ne görsün! Tuvalet kapısının iç tarafında kendi resmi asılı değil mi! Öfkeyle dışarı çıkarak:
” Ben kî senin amirinim, resmimi hiç utanmadan helaya nasıl asarsın? ” deyince, Eşref:
” Bu bir alay konusu değil, Paşam. Müthiş bir korku sonucu resminiz helaya asılmıştır! ” Paşa:
” Ne demek istiyorsun? ”
” Arzedeyim Paşam, malumu âlileridir kî bendeniz sizden çok korkarım. Son zamanlarda kölenize âriz olan kötü bir hastalıktan müzdaribim ”
Pasa büsbütün kızmış. . . Eşref :
” Müsaade edin efendim. Baktım ki kabızdan şişip çatlayacağım. Bunun üzerine resminizi hemen ayakyoluna astım! İçeri girip heybetli fotoğrafınızı görünce korkudan bir anda. . . ”
Eşref sözünü tamamlamadan Kamil Paşa ve salonda bulunanlar hep birden kahkahayı basmışlar. . .

Soru – Cevap

Eşref, yerine vekil bırakarak İzmir’e gidiyor. Morali biraz bozuk. Yol arkadaşı ise biraz geri zekâlı, Eşref’e aptalca sorular soruyor. Bir ara:
” Tanrı, Adem’i yaratırken çamuruna saman koydu mu, koymadı mı?” Eşref biraz düşündükten sonra:
Ey bana tiynet-î Adem’de saman var mi diyen,
Bir daha etme bana gel bu sual-î hami
Balçığında saman olsaydi eğer insanoğlunun
Çatlayıp da yarık olmazdı ananın a. . . . . . . . . . . . . . ı

Vergi adaleti

Bir ara, fahişelerde de vergi alınmasını öngören bir yasa taslağı hazırlanmış. Bu taslağın başında çeşitli eleştirilere, konu olduğu bir dönemde Eşref su dörtlüğü yazıyor:
Vergi miktarini ol mertebe artirmali kim
Sahib-î sevet olanlar da zügürt kalmalidir.
Yalniz fahiseler vergisi haksizlik olur,
Evlilerden de s. . . . . . . . tikçe rüsum almalıdır.

Esref’in Cenneti

Eşref bir gece rüyasında cenneti gezerken bir ayı görür.
” Hani ya buraya hayvanlar girmeyecekti?” der.
Ayı cevap verir: ” Evet, öyleydi, fakat ben hayatımda bir ara kadılık yapmıştım da ” der.

Eşref ve Şeytan

Eşref Mısır’dayken Abdülhamid’in ağır hasta olduğu söylentisi yaygınlaşır. Dostları Eşref’e :
” Şeytan, Abdülhamid’den elini çekiyor. Sen de bu adamla uğraşmaktan vazgeç” derler. Eşref, Abdülhamid’e hitaben şu dörtlüğü söyler:
Toprak altinda da olsan bulurum
Erisir burnuna birkaç tekmem.
Can verip kurtulurum zannetme
Şeytan elini çekse de ben elimi çekmem!

Numarasız Gözlük

Eşref’e sordular: “Neden o zehirli taşlamalarında çoğu kez isim kullanmıyorsun?Kimin için yazıldıkları belli değil ?” Eşref:
” Neden olacak, bütün alçaklara uygulanip, numarasiz gözlük gibi kullanilsin diye. . ” der.
İngiliz palyaçosu, şu kralın halini gör,
Yurdun sinesine tohum. i esaret ekiyor.
Yulari düsman elinde, besere çifte atar
Bir Misir esegini bak sekiz at zor çekiyor.
“Kral Faruk’un babasinin parlamentoya sekiz atin çektigi arabayla gidisi nedeniyle irticalen söylenmistir”

Şair Eşref Ve Hayatı ile Benzer Yazılar:

1 Kasım 2013 Saat : 10:41

Şair Eşref Ve Hayatı Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

topuk kaşıntısı Son Yazılar FriendFeed